İSTANBUL DENİZ MÜZESİ ULUSAL MİMARİ PROJE YARIŞMASI


İstanbul / Türkiye / 2005
 

İstanbul deniz müzesinin  yeni binası  mevcut yapı adasında ve mevcut yapı dokusu içinde gerçekleştirilecektir.

Bu nedenle tasarımın iki boyutu vardır. Bunlardan birincisi; mevcut doku içindeki saltanat kayıklarının zarar görmeden aşamalı bir yapımın tasarlanması.

İkincisi ise  söz konusu yapının  mimari tasarım boyutudur. Bu bağlamda bizim önerimiz mevcut teşhir  binasının boyutlarından yararlanarak oluşturulan ve yapı adasını   L  formunda  saran servis mekanları ile  obje sergileme mekanları, diğeri ise  tümüyle saltanat kayıkları için tasarlanmış olan  serbest bir oval formdur. Bu iki form cam bir giriş ile  birbirine bağlanmaktadır.binanın tasarım yaklaşımı aşağıdaki gibi açıklanabilir:

1.   Tasarıma esas olan düşünce İstanbul boğazının  kıyısında çok özel bir yere sahip olan  deniz müzesinin sirkülasyon alanlarını hem iç mekan, hem de dış mekanı öne çıkaracak biçimde  tasarlamaktır. Bu bağlamda  ana teşhir binası için seçilen formu izleyen rampalar bir üst kota  yükselirken hem sergileme mekanı içinde  farklı vistaların  yakalanmasına olanak sağlamakta, hem de  dış yüzeyle ilişkilerinde gezenlere  eşsiz boğaz manzarasını sunmaktadır.

2.   Ana sergi mekanı duvarları  tasarlanırken  yukarıda anlatılmaya çalışılan dış mekanı algılama, boğazı seyretme duygusunu  gerçekleştirebilmek için duvar yüzeyleri  birbirini izleyen kırık parçalardan  oluşmaktadır. Bu kırık  yüzeylerden kırılarak iç mekana düşen ışıklar  kaliteli   bir sergi iç mekanı elde edilmesine olanak sağlarken, iç/ dış arasındaki geçişlere de  fırsat vermektedir.

3.   . Müze sirkülasyon şeması incelendiğinde  rampalarla katlara ulaşılmaktadır. Oval form simetri eksenine göre  dönüşümlü  yerleştirildiğinden özellikle saltanat kayıkları için istenilen ideal tavan yüksekliğine  ulaşılmaktadır. Üst katta ise  bu formu izleyen  ‘ L ‘  forma ulaşılmaktadır. Bu katta yer alan objeler L’ nin diğer ucundaki  armalar, tuğralar, deniz araçları, gemi modelleri’ nin  sergilendiği   galeri katına ulaşılmakta, oradan da  mevcut teşhir binasına  bağlanmaktadır.

 
 

Bu bina gezildikten sonra  alt kata inilmekte,  o kat gezildikten sonra bu kat düzleminde yer alan özel obje sergileme  mekanına ulaşılmaktadır.

Tüm bu sirkülasyon  dolaşımı sırasında  iç / dış algısı ile  dinamik bir  mekansal algı  yaratılmaktadır.

4.   Müze programı içinde  yer alan er yaşam  mahalline  ise  Dolmabahçe  caddesi yönünden  giriş  sağlanmakta olup bu bölümün aynı zamanda  er yaşam bölgesi için dış mekan olarak ta değerlendirilmesi  öngörülmektedir.Er yaşam bölgesi çekirdeği  adeta bir servis birimi gibi bütün müze katlarına  ulaşmaktadır.

5. Müze binasına dış mekandan girişler  tarihi kalıntının olduğu  yönden sağlanmıştır, böylece bu alan girişte  hem  açık bir müzenin oluşmasını sağlamakta hem de  mevcut teşhir binası ile  yeni bina arasında bir tür geçiş  sağlamaktadır.