İSTANBUL - KÜÇÜKÇEKMECE İLÇESİ / KARTALTEPE MAHALLESİ KONSEPT KENTSEL TASARIM PROJESİ


İstanbul / Türkiye / 2008
 

Tarihsel süreçte sosyal, ekonomik, politik ve kültürel yapıların göstergeleri kentsel yapılarda varlık bulmuşladır. Bir toplumun sahip olduğu uygarlık düzeyi doğrudan kentsel yapıların biçimlenişinde karşılık bulmaktadır. Öte yandan kentlerin yer aldığı topografya ve onun fiziksel özellikleri kentlerin biçimlenişinde ve kentsel kimliğin karakterinin belirlenmesindeki diğer önemli olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

     İstanbul’daki tarihi yarımada, İzmir’deki antik Efes kenti ve antik liman kentleri, Mardin’in tarihi kentsel dokusu Safranbolu evleri, Roma, Floransa, Yemen kentleri ve diğerleri, hem toplumsal ve kültürel yapıyı hem de topografyayı biçimlendiren dokular olarak uzun süreçlerde oluşmuş mimari dokulardır. Kentsel dokunun tıpkı büyük bir kent gibi tarihsel ve kültürel katmanlarının uzun zamanlarda oluştuğu düşünüldüğünde, bir bölge için kentsel tasarım projesi hazırlamanın güçlüğü de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

     Öncelikle belirtmek gerekir ki Türkiye’deki hemen hemen tüm kentlerin karşılamak zorunda oldukları nüfus büyüklüğünü göç olgusu yaratmaktadır. Özellikle İstanbul gibi metropoller göçten en olumsuz etkilenen kentlerdir. Adeta bir sel gibi  tüm tarihsel, doğal ve kültürel değerler bu etkenin altında ezilip yok olmaktadır.

Bu durum, bir yandan göçmen nüfus için nitelikli kentsel mekanlar yaratmayı zorunlu kılmakta diğer yandan da kentlerin sahip olduğu değerlerle barıştırmayı, içselleştirmeyi gerektirmektedir.

     İşte Küçükçekmece bölgesi de İstanbul’un diğer bölgeleri gibi bu sorunla karşı karşıyadır. Proje alanı olarak belirlenen Kartaltepe Mahallesi’nin Küçükçekmece ilçesinin giriş kapısı niteliğinde olmakla birlikte, mahalle morfolojisinde bunun etkileri izlenememektedir.

     Dolayısıyla bu bölge adeta tüm Küçükçekmece bölgesinin dönüşüm projesi için bir başlangıç noktası konumundadır.

    

Buradaki en önemli sorun projenin temel düşüncesinin ne olacağı üzerinde odaklanmaktadır. Bunun için öncelikle kentlerin kuruluş mantığı sorgulanmalıdır. Özellikle farklı kültürlerdeki toplumsal ilişki-üretim ilişkileri  ve yaşam biçiminin kentlerde mekansal olarak örüldüğü dikkate alındığında Küçükçekmece-Kartaltepe Mahallesi için yaratılacak mekansal örtünün gerekçeleri de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.  Bölgenin İstanbul ulaşım ilişkilerinin hemen bitişiğinde olması özellikle havaalanının hemen yanında olması, kentsel yerleşmeyi bu anlamda sorgulamaya yöneltmektedir. Çünkü özellikle antik dönemlerde varlık bulmuş, dünyanın en önemli kentleri liman kentleridir. Öte yandan tarihi İpek Yolu ve ona eşlik eden güzergahta kurulan kentler düşünüldüğünde ticari eylemin kentsel dokuların oluşumu için çok önemli oldukları söylenebilir. Bu tür kentlerde özel mekanlar ve özel mimari yapılar ortaya çıkmaktadır. Antik dönemde Agora’lar, Stoa’lar gibi . işte Küçükçekmece-Kartaltepe Mahallesi havalimanının varlığından ötürü bir tür liman kenti olarak biçimlenmelidir. Bu biçimlenişte;

1-    Kent kapısı

2-    Kent meydanı

3-    Kent duvarı

4-    Kent odası

5-    Kent Evi

6-    Kent Kahçesi

7-    Kent rengi

gibi kavramlar belirlenecek kentsel tema ile kentsel kompozisyonu oluşturmalıdır.

 

 

A-Havalimanı Kenti:

      Kartaltepe Mahallesi’nin havalimanının hemen yanında olması buradaki kentsel dokunun biçimleniş etkenini oluşturmaktadır. Özellikle uçakların iniş ve kalkışlarında ilk algılanan odaktır. Kalkışta pistten sonraki, inişte ise pistten önceki odaktır. Her iki durumda da ya giderek yere yaklaşılan yada yerden hızla uzaklaşılan bölgedir. Bu yukarıdan algılanma durumu mimari kentsel doku için çok önemlidir. Çünkü oluşturulacak tasarım sürekli kuşbakışı görülebilecektir. Bu nedenle kentsel dokunun nasıl bir mimari düzende olacağı çok önemlidir.

     Bizim önerimizde söz konusu düzen bir yandan rasyonel bir kurgu yansıtırken öte yandan bu rasyonel kurguyu hareketlendirmeye dönük biçimsel ve mekansal oyunları yansıtmaktadır. Böylece zeminde gözüken formlar, yukarı doğru açılan yada ileri, sağa-sola hareketlenmiş gibi duran formlardan oluşmaktadır. 

     Kartaltepe Mahallesi tıpkı adını aldığı kuş ve uçmak eyleminde olduğu gibi dinamik bir kentsel dokuya referans veren bir düzeni yansıtmaktadır.bu düzen içinde yer alan ana mekanlar ve açılımları aşağıda ayrıntılı şekilde verilmektedir.

 

1-KENT KAPISI:

Kartaltepe Mahallesini Atatürk Havalimanı’na yarın daire şeklinde bağlayan bölgeye açılan kent meydanını tanımlayan her iki yaka adeta bölgenin kapısı konumundadır. Burada kapıyı her iki yanında çeşitli işlev grupları tanımlamaktadır.

2-KENT MEYDANI:

Kent kapısını tanımlayan paralel yüzeyler arasında kalan bölge kent meydanı olarak tanımlanmıştır. Söz konusu meydan arazi eğimlerini de kullanarak zemin altında çarşı ve katlı otopark alanı olarak değerlendirilmiştir. Kent meydanı çeşitli sosyal ve kültürel etkinliklere olanak sağlayacak biçimde konumlandırılmış olup, kentin diğer bölümlerine yaya ve taşıt sirkülasyonlarıyla bağlanmaktadır.

Kent meydanını çevreleyen yapılar karma kullanılan ticaret, ofis, eğitim-kültür-sanat yapıları ve konut kullanımlarından oluşmaktadır. Karma kullanım olmasının sebebi merkezin 24 saat canlı tutacak bir yaklaşımdan kaynaklanmaktadır.

3-KENT DUVARI:

Kentlerde arazinin değerli olması mimari mekanı oluşturulan bitişik sıra dizin anlayışını zorunlu kılmaktadır. Özellikle Kartaltepe bölgesinin hava mania etki alanında olması kat sınırlaması getirdiği için bu bölgedeki yapı tiplerinin oluşumunda sıra dizini daha da öne çıkmaktadır. Bu nedenle projede kent duvarı olarak tanımladığımız bölümün sıra dizin anlayışına karşılık gelen yapı tipleridir.

B- KENT ODASI (YEREBATAN KÜLLİYESİ )

Kartaltepe bölgesindeki yapılar yada yapı düzenleri arasında hiyerarşik olarak öne çıkan birime karşılık gelmektedir. Bizim projemizde Yerebatan Külliyesi olarak tanımladığımız bu yapı bir prestij hizmet alanı olarak tanımlanmıştır. Tıpkı liman kentlerinin Agora’sı yada İpekyolu üzerinde kurulan kervansaraylar gibi özel bir yapı tipi olması istenmiştir. Bu amaçla hava mania kriterinin yarattığı kat sınırlamasını tersine çeviren bir yaklaşım yeğlenmiştir. Öncelikle büyük bir avlu yere batırılmıştır. Bu batma işleminden sonra avlunun çevresinde açılan yüzeyler ise mekanlarla dona- tılmıştır.toplam 7 bloktan oluşan bu yüzeylerin her biri farklı mimari karakterde tasarlanmıştır. Burada amaç tasarımın, tipik bir kentin sahip olduğu çeşitliliği barındırması istemidir. Sırayla ofisler, rezidans, alışveriş merkezleri, müze-sergi salonları, fuar, konaklama birimleri, eğlence merkezi ve kongre salonlarından oluşan, büyük yük bir külliye olan Yerebatan tam anlamıyla kendi kendine yeten bir sistem olarak tasarlanmıştır.

     Hemen her katta bütün işlev alanlarına yeterli servis ve otopark alanları sağlanmıştır. Her blok bir ulaşım şaftı ile birbirinden ayrılmış olup tıpkı bir kentsel sokaktaki siluet etkisinin burada da oluşması istenmiştir. Yerebatan Külliyesi’nin  ortasında kalan avlu en üst kottan başlayarak kademeli olarak en alt kota inmekte ve böylece farklı kullanım alanlarının yaratılmasına olanak sağlamaktadır. Yerebatan Külliyesi’nin zemin üstünde kalan bölümleri de zemin altına batan blokları boyutsal olarak izlemekle birlikte mimari biçimleniş olarak daha dinamik bir karakter kazanmaktadır. Bu dinamik karakterin kazandırılmasında bölgenin adı da etkin bir rol oynamıştır.